Hepinize hayırlı Cumalar. Değerli basın mensupları ve televizyonları başında bizi izleyen değerli Samsunlular. Hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum. Bildiğiniz gibi seçim atmosferinden daha yeni çıktık. Öncelikle tarafıma ve millet ittifakına destek veren ve demokrasiye katkıda bulunan tüm seçmenlere teşekkür ederim. Sonuçların bütün Samsun halkı için hayırlı olmasını temenni ederim.

Yaklaşık 1.5 aylık bir kampanya dönemini, şahsım ve millet ittifakı olarak eksilerimize rağmen büyük bir azim ve gayretle sürdürdük. Neticede hedeflediğimiz başarıya da maalesef ulaşamadık.

Hedefimiz elbette ki Büyük Şehir Belediye Başkanlığını kazanmaktı. Bunu yapmak için biz üzerimize düşenleri yerine getirdiğimize de inanıyoruz. Başkanlık için yarış yürütürken, öncelikle şunu sormak gerekiyor: Bir Büyük Şehir Belediye başkanı nasıl olmalı?

  • Beğenilen projeleri olmalı (Güçlü projeler).
  • Geçmişte başarıları olmalı.
  • Geçmişte kara lekesi olmamalı.
  • Tecrübeli olmalı.
  • Vizyonu olmalı.

Genel manada başkanlığı ve seçim sürecini değerlendirirken,

  • Halkımız vizyoner düşünceleri ve projelerimizi beğendi.
  • Geçmişimde başarıyı gördü,
  • Geçmişimde kara leke olmadığını gördü,
  • 15 yıllık belediye başkanlığımı ve 3 yıllık milletvekilliğinde herkese güler yüzle kapıların açık olduğunu gördü.

Makro projeleri üretme amacıyla yürüttüğümüz çalışmalarda ise,

  • Şehrin genel dokusunu korumak ve yeni yerleşim yerleri oluşturmak adına şehrin güney yönünde büyütülmesi, kamuoyu önderliğinde kabul gördü.
  • Hafif raylı sistemin otogara uzatılması yine benzer şekilde halkımızın ihtiyaçlarına yönelik olarak hazırladığımız bir diğer projemizdi.
  • Sanayi parsellerinin üretilmesi, işsizliğin önlenmesi, tüm hizmetlerin tek çatı altında toplanması ve bunun gibi birçok projemiz heyecan yarattı.

Oluşturduğumuz projeler ve vizyoner duruşumuz rakip siyasiler tarafından da itiraz ile karşılaşmadı.

Üzülerek söylemek zorundayız ki, proje öngörülerinde ki başarı sandığa maalesef yansımadı. Sebep olarak, vatandaşların hizmete, tecrübeye, projelere değil; Siyasete ve oluşturduğu algıya yenik düşerek tercihte bulunduğu görülmüştür. Bu manada dün olduğu gibi bugün de kimse bana şu eksiğin var, bu hatan var diyememiştir. Her ne koşulda olursa olsun, bizim de sonuçları halkın taktirine bırakmaktan başka bir düşüncemiz yoktur.

Neticede, Ak Parti’nin adayı sayın Demir seçimi kazanmıştır. Kendisini kutluyorum. Bu arada seçim çalışmalarını yürüten diğer ilçe belediyelerini, millet ittifakının il ve ilçe merkezlerini ve seçimi kazanan sayın Demirtaş ve Deveci başta olmak üzere tüm il ve ilçelerde kazanan başkanları kutluyorum. Başarılı olmalarını en kalbi duygularımla diliyorum.

Tarafıma yöneltebilecek birçok sorudan biri olarak, Sayın Demir’in başarılı olacağına inanıyor musunuz derseniz, maalesef ihtimal vermiyorum. (Tekeri çok yavaş dönen bir arkadaştır.) Düşünce ve projelerini çok yetersiz, hatta saçma bulduğumu bile söyleyebilirim. Fakat bazı projelerimi sayın Demir’in de tekrarladığını biliyorum. Taklitler aslını yüceltir derler, bir vizyon olarak benim bakış açımı ele alarak hareket etmesi tarafımın değil tarafının kazancına olur. Sonucunda da Samsun kazanır.

Taklit değil de bir ışık, bir vizyon ya da bir bakış açısı olarak ele alırsa, (benim yolumda giderse, beni taklit ederse başarıya kısa sürede ulaşacağından eminim).

Ak Parti tarafından sayın Demir’in Samsun’a önerilmesinin sebebini, Samsun için büyük projeler ve yatırımlar yapması adına değil, birilerinin önünü açarak önceden tasarlanmış düşüncelere kapı aralamak olduğunun kanaatindeyim. Bunları zaman içerisinde yaşayarak göreceğiz. İnşallah yanılırım.

Bir diğer aday olan sayın Erhan Usta, beklentilerden daha fazla oy almıştır. Oy almasının sebebini, AK Partinin adayına oy vermem diyenlerin tepkisine ve MHP’nin yaşadığı çalkantılı Samsun sürecine bağlamaktayım. Bütün bunlardan dolayı Sayın Usta’nın mağdur olarak sunulması da oyların bağımsız adaya toplama düşüncesinin bir ürünüydü. Neticede proje de tuttu.

Sayın Usta’nın amacı doğrultusunda kimin kazandığının bir önemi yoktu. Yeter ki ben oyumu arttırayım, bu boşluktan yararlanarak seçimi ve ortamı kendi lehime çevireyim düşüncesiyle eyleme koyulmuştu. Yarınlarda yine ben varım, aktif olarak siyasi hayatımı devam ettiriyorum düşüncesini, Samsun halkının istikbalini yakmak pahasına sürdürdü. Bunun ipuçları da şu şekilde görülmektedir, AKP organizasyonu olarak kurulacak Davutoğlu + Ali Babacan + Menzil tarikati’na, kendi ve bağımsız oylarım var diyerek yer alma düşüncesi en temel hedefidir. Bence halen daha oyunun içindedir. Farkında olmadan da halen daha gelecek tezgahlarında olacağının bilincinde olarak ya da olmayarak bu çalışmalarda yer almaktadır.

Gelelim Erhan Usta’nın saldırılarına;

Bilmem ne medya kuruluşunda Erhan Usta’ya yer vermemişler. Yer vermedilerse bana ne. Kendisi açıklamaktan çekiniyor ama:

  • Hayati’nin beş katı bilbord harcamı,
  • beş katı bez pankart,
  • beş katı araç filosu,
  • hatta 25 katı seçim ofisi kuracağına,
  • Kapısını çalıp da anlaşamadığı medyaya biraz reklam harcaması verip anlaşsaydı.

Ben Tekkeköy Belediye Başkanıyken o haber grubuna, bugünün üç katı kadar çıktım. Bugün ise, kıt kanaat bütçeyle yürüttüğüm çalışmalarımı, hazırladığım projeler üzerinden değil yaptığım reklam çalışmaları üzerinden sayın Usta ağzına sakız ediyor. Üstelik ben medya gurubu ile değil, onlar ile çalışan bir ajans ile anlaştım.

Sayın Usta utanmadan diyor ki, son zamanlarda sosyal medyaya niye ağırlık vermişim? Paraları kim vermiş? (Bunu sormakta haklı, kendinin paralarını birileri verdiği için, beni de kendine benzetmiştir.) Web sitelerini kim açtırdı diyor?

Kendi talimatım, kendi imzam, kendi kimliğimle, ben açtırdım. Birini anlaştığım ajansıma, diğerini de Sinan Sallabaş’a yaptırdım. Paralarını da eşimin ayrı ayrı iki kredi kartıyla ödedim. (33.598 Türk lirası)

Kendi Google reklamlarında bile Hayati Tekin aramalarında, kendi internet sitesi reklamı çıkarken, diğer belediye başkan adaylarının aramalarına da reklam verecek kadar ileri gitmiştir. Ancak tek bir belediye başkan adayının aramalarında kendi internet sitesinin reklamı dönmemektedir, bu da ne tesadüftür ki seçimi kazanan Mustafa Demir’dir.

Şahsıma çevreden iki alternatif Erhan isminde adayın da bağımsız olarak seçime katılması ve Erhan Usta’nın oylarının bölünmesi teklif edildiğinde dahi, şerefime ve onuruma yakıştıramayarak bu öneriyi ret ettim.

Erhan Usta kendi partisinin programını savunurken,

  • Usta’ca disipline verildi,
  • ustaca ihraç edildi,
  • MHP ve AKP’nin firelerini toplaması için ustaca gönderildi.

Yine bir tezvirat, Hayati Tekin bir proje olarak çıkmış diyor, bunu söylemesinin sebebi seçim sonuçlanınca, tüm Samsun halkı Erhan Usta’ya niye aday oldun diyerek proje olduğunu ima ettiler ve sitemde bulundular. O da kurtulmak için çamuru bana atmaktadır. Bu yaptığı şeye kargalar bile güler. Yani, Mustafa Demir ve Erhan Usta yarışacakmış, yani Millet İttifakı aday çıkartmayacakmış, sen kendini ne zannediyorsun? Sonucunda Erhan Usta kazanamadığı için Samsun kaybetmiş, kazansa Samsun kazanacakmış. Sayın Usta, zeka engelli gibi bir yafta kullanarak toplum da yer alan engelsiz kardeşlerimiz üzerinden hakaret edeceğine, kendi proje üretiminde olan kısırlığına derman bulsun.

Hiç beğenmediği, yüz tane oyum olsa birini bile vermeyeceğim sayın Mustafa Demir bile seni imar ve parselasyon paftası diye duvara çakar. Demek ki ekonomistliğin de bu kadarmış, Samsun için bulunduğun müsteşarlık görevinde Ak Partililerin de dediği gibi Samsun için hiçbir önerin ve hiçbir katkın olmamış.

Yalnız tek adam rejimine geçilirken, yani anayasa oylamaları dahil AKP’nin tüm yasalarını günahlarının altında senin de imzan ve oyun var.

Hayati Tekin, siyasi mefta demiş. İnsan, doğar büyür, onuru ve şerefiyle yaşar ve ölür. Arkasından hayırla ve duayla yad edilir. Öyle siyasi kişilikler vardır ki, onursuz yaşar siyasi leş olur. Her taraf kokar.

Bütün mevzu bundan ibarettir.